
Bazı kitaplar vardır, içine adım attığınız anda sadece bir hikâyeye değil; kendi zihninizin kıvrımlarına doğru da bir yolculuğa çıkarsınız. Norton Juster’ın Hayalet Gişesi benim için tam da böyle bir deneyimdi. Dışarıdan bakınca çocuk kitabı gibi görünse de satır aralarına gizlenmiş onlarca küçük keşif, kitabı her yaşa ayrı bir katmanla sunuyor.
Peki bu kitabı bu kadar özel yapan ne?
Milo’nun hiçbir şeyden heyecan duymayan hâli, hepimizin zaman zaman yaşadığı bir ruh hâlini temsil ediyor: Günlerin monotonlaşması, her şeyin anlamsız görünmesi ve o amaçsızlık halleri..
Ve tam da bu sırada karşısına çıkan gizemli gişe, Juster’ın dahice bir metaforu. Hayatta bazen bir anlam bulmak için sadece küçük bir “geçiş”, bir adım, bir merak kıvılcımı yeter. Milo’nun fantastik bir dünyaya adım atması da tam olarak bunun sembolü: anlamı hareketsiz durarak değil, ilerleyerek buluruz..
Kitaptaki en keyifli çatışmalardan biri, Sözcük Kent ile Sayı Kent arasındaki tatlı-sert rekabet. Bu iki şehir; dil ile matematiğin bitmeyen kavgasının mizahi ve öğretici bir yansıması. Bu kısımlar özellikle eğitimle ilgilenenler için olağanüstü keyifli çünkü soyut kavramların nasıl hikâyeleştirilebileceğine dair harika bir alan açıyor.
Kitabı okurken fark ettiğim en çarpıcı şeylerden biri, her maceranın aslında daha derin bir metaforun kapısını aralaması. Örneğin; kayıp kız kardeşler Akıl ve Ahenk’in geri getirilişi, kitabın en güçlü metaforlarından biri. Bu çok katmanlı bir mesaj: Yalnızca mantık yeterli değildir. Sadece uyum da yeterli değildir. Hayat, akıl ve ahengin dengesiyle anlam kazanır.
Bu yüzden hikâye asla düz ilerlemiyor; her an, başka bir anın anlamına bağlanıyor. Tıpkı zihnimizdeki düşüncelerin birbirine dolanması gibi.
Juster, bize çok basit ama unutulan bir gerçeği hatırlatıyor:
Anlam, sıkıntının içinden doğar. Hareket ettikçe keşfedilir. Düşündükçe büyür.
Milo’nun yolculuğu da tam olarak bu yüzden etkileyici. İç içe geçmiş gibi görünen maceralar, aslında iç içe geçen düşünce biçimlerinin bir yansıması. Çocukların eğleneceği ama yetişkinlerin satır aralarından yepyeni anlamlar çıkaracağı bir yapısı var. Bu da bence kitabı hem klasik, hem de tekrar tekrar okunacak bir metin hâline getiriyor.
Araştırınca kitabın bir film uyarlamasının olduğunu öğrendim. En kısa sürede izlemeyi planlıyorum. Belki siz de öğrencilerinizle birlikte izleyerek kitabı farklı bir gözle keşfedebilirsiniz.
✨ Gözde, | Matematik eğitimi üzerine notlarım